Üyelik Girişi
DÜŞÜNCE ATÖLYESİ
Site Haritası
Happy Kids

Durumum O Kadar Vahim mi Doktor Hanım? Ölecek miyim

Durumum O Kadar Vahim mi Doktor Hanım? Ölecek miyim?

Bu yazı  'Acilen bir psikolog aranıyor' adlı yazıya yazılan bir yorumdan yola çıkarak kaleme alınmıştır.

 

Acilen bir psikolog aranıyor' adlı yazımı 3 Mart 2006 günü yazmış ve web sitesinde yayınlamıştım. /YAZILAR/acilen_psikolog_araniyor.htm 

Bu yazıda acilen bir psikolog aranıldığından ve ancak bu psikoloğun bazı niteliklerinin olması gerektiğinden söz edilmişti. Yani sıradan biri aranmıyordu açıkcası.

Yazının yayına konulduğundan şu ana kadar toplam 636 kez okunmuş. Bugün bu yazıyla ilgili bir yorum geldi.Bu yorum yazı bir psikolog arkadaştan gelmiş. Elbette yazı yazan birisi için en önemli olan şeylerden biri yazdıklarının okunmaya değer bulunması ve eleştirilmesidir. Eleştiri olumlu ya da olumsuz olabilir, tepkisizlikten daha iyidir her koşulda. Önce onu paylaşmak isterim.

Psikolog aranıyor yazısını okuduk da bir arkadaşımla kafamıza takıldı: Niye bu kadar nitelikli bir psikolog arıyorsunuz? Nasıl bir psikolog aradığınızı uzun uzun anlatmışsınız ama niçin bu niteliklere sahip birini aradığınızı anlatmamışsınız ve de niye bir psikolog aradığınızı 2-3 cümle ile geçiştirmişsiniz. Probleminiz farkında olmadan birilerini üzmek ve küfür edememek mi? Ya da bunları söylerken bile kendinizi övmeye mi çalıştınız, zaten bir problemim yok ama olsa da bana yetecek psikolog yoktur mu diyorsunuz? peki bu mükemmeliyetçilik neden? onca şey başarmışsınız, bu kapasite, mükemmeliyetçilik ve hırs gerektirir. Peki bu mükemmeliyetçilik ve hırsın altındaki motivasyonlar  nereden gelmektedir? Bizim aklımıza durumunuzla ilgili Adlerin 'aşırı telafi' kavramı geldi???? 


İnternetten arama yaparak Adler ve 'aşırı telafi' yazdım ve
http://tr.wikipedia.org/wiki/Alfred_Adler linkinde aşağıdaki yazıyı buldum.

Dr. Alfred Adler

Alfred Adler (7 Şubat 1870 - 28 Mayıs 1937) kişisel psikoloji ekolünün kurucusu, Avusturyalı tıp doktoru ve psikolog.

Avusturya Penzing'de doğdu ve Viyana'da büyüdü, Viyana Üniversitesi Tıp Okulunda doktorluk eğitimi aldı ve 1895'te mezun oldu. Bedensel düzensizliklerle ilişkili olarak psikoloji ile ilgilenmeye başladı. 1902'de Sigmund Freud ile tanıştı ve birlikte Adler'in başkanlığında Viyana Psikoanaliz Topluluğu'nu kurdular.

Hans Vaihinger'in ruhsal inşa fikirlerinden etkilendi ve erkek egemen toplumda doğal bir sonuç olarak "Erkeksi Başkaldırı" ile organik aşağılık ve telafi teorisini geliştirdi (bkz. Aşağılık kompleksi). Adler, Freud'un terorileri ile karşı görüşe geldi, fikir ayrılığı 1911'deki Weimar Psikoanaliz Kongresinde aleni oldu. Adler Freud'un inandığı seks içgüdüsünün baskınlığı ve ego dürtüsünün libidinal(?) olup olmadığı ile çekişiyordu, Freud'un bilinç altına atma üzerine fikirlerini de eleştirmişti. Adler bilinç altına atma teorisinin, erkeksi başkaldırının aşırı telafisi ve aşağılık hislerinden türetilmiş sinirsel bir durum olan ego -savunma eğilimleri- konsepti ile değiştirilmesi gerektiğine inanıyordu, Oedipal Kompleksleri önemsizdi. Adler Viyana Topluluğundan ayrıldı ve 1912'de Kişisel Psikoloji Topluluğu adını alan, Özgür Analitik Araştırmalar Topluluğunu kurdu.

1912'de ana fikirlerini tanımladığı Über den nervösen Charakter kitabını yazdı. Kişinin bilinçsiz öz ereğinin temel amaçlarının baskıladığı ayrı aşamaların aşağılık hislerini üstünlüğe (veya bilakis yeterliliğe) dönüştürdüğü ifade ederek insan kişiliğinin erek bilimsel açıklanabileceğini idda etti. Adler'e göre öz erek arzularına, toplumsal ve etnik gereksinimler karşı koyar, düzeltici etkenler umursanmaz ve kişi aşırı telafi ederse aşağılık kompleksi oluşabilir, kişi benmerkezci, güç düşkünü ve saldırgan veya daha kötüsü olabilirdi.

I. Dünya Savaşı ile çalışmaları durdu, bu sırada Avusturya Ordusunda doktorluk görevi yaptı. Savaş sonrası 1930'lara olan etkisi adamakıllı arttı, 1921'den itibaren bir takım çocuk rehberliği klinikleri kurdu ve Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri'nde sık sık okutman, 1927'de Kolombiya Üniversitesi'nde misafir profesör oldu. Tedavi edici yöntemlerinde sosyal ilgiyi cesaretlendirip ve ödüllendirip fakat şımartma ve ihmalden kaçınarak sorunları çocukta önceden tutup, yetişkin ruha yoğunlaşmaktan kaçındı. Yetişkinlerde tedavi, suçlama veya üstünlük taslama tutumlarının tedavi edilen kimse tarafından dışarıda bırakılmasına dayanmaktaydı, kişisel davranışın farkına varılmasının artışı ile karşı koymanın azaldığını ve reddetmenin terse döndüğünü ifade etti. Yaygın tedavi araçları mizah kullanımı, tarihi anları ve mantığa aykırı emirleri içermekteydi. Adler'in popüleritesi görece optivizmi ve fikirlerinin Freud ve Jung'unkilerle karşılaştırıldığında anlaşılabilir olması ile ilişkiliydi. Adler sıklıkla, Kişinin davranış şablonu analizi, toplumla ilişkili, işi ilişkili ve cinsiyeti ile ilişkilidir, savını vurgulamıştı.

1934 te Avusturya Hükümeti, Adler Yahudi olduğu için kliniklerinin çoğunu kapattı, 1935 te Long Island Tip Kolej' ine Profesör olarak Avusturya'dan ayrıldı. 1937 de Aberdeen İskoçya' da öldü.


Adler'e göre 'Kişinin bilinçsiz öz ereğinin temel amaçlarının baskıladığı ayrı aşamaların aşağılık hislerini üstünlüğe (veya bilakis yeterliliğe) dönüştürdüğü ifade ederek insan kişiliğinin erek bilimsel açıklanabileceğini idda etti. Adler'e göre öz erek arzularına, toplumsal ve etnik gereksinimler karşı koyar, düzeltici etkenler umursanmaz ve kişi aşırı telafi ederse aşağılık kompleksi oluşabilir, kişi benmerkezci, güç düşkünü ve saldırgan veya daha kötüsü olabilirdi.'

Ankara'da 14 lise ve 30 ilköğretim okulunda ücretsiz 'ÇOCUKLAR KAZANACAKSINIZ – YAŞAM BAŞARISI SİZİ BEKLİYOR- İÇİNİZDEKİ DEVİ UYANDIRIN' adlı seminer vermek için İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne Derneğimiz başvurdu ve reddedildi. Neden? Haklıydılar belki de. 'Semineri verecek yetkinliğe sahip olmadığı' düşünülmüştür her halde4 yıllık lisans diploması da gerekli ama yeterli değildir. Rahmetli Sakıp Sabancı üniversite mezunu olmadığı için işletme öğrencilerine konferans veremezdi bu düşünceye göre. Çünkü lisans diploması da yoktu. Bill Gates de üniversite mezunu olmadığı için üniversitelerde konuşmamalı. Mimar Sinan ise Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi mezunu değil, ya da liseyi bile bitirmemiş, onu da mimarlık bölümlerinde konuşturmayalım. Ayıp olur, günah olur, bölüm başkanlarına saygısızlık olur. Uzmanlığa elbette hepimizin saygı duyması gerekir.  Psikolojik Danışman olsaydım verilecekti muhtemelen. Yıllar önce ilköğretim çağındaki çocuklarla yaptoğımız bir yaratıcı drama dersimizde çocukların birbirleri hakkındaki olumlu düşüncelerini paylaşmasını, birbirlerinde beğendikleri şeyleri açıklamalarını istemiştik. Bütün çocuklar olması gereken gibi davranıyorlardı. Bize iş için başvuran Tülin adlı Psikolojik Danışman arkadaşımız ise şu anda Askeri lisede olan öğrencimiz Kemal'e 'Senin kulakların kocaman biraz!' demişti ders sırasında. Olması gereken gibi davranan çocuklar, davranmayan ise bir psikolojik danışmandı. Milli Eğitimden gelen yazıyı bir ibret vesikası olarak saklayacağım. Onlardan olumlu görüş gelmese de ben verdiğim seminerlerden memnun kalarak yinelememi isteyen herkese teşekkür ediyorum. Bir gün yaban arıları öyküsünü anlatırım size seminerlerden birinde. Denk gelirseniz sormayı unutmayın olur mu?Seminer vermeye yetkin değerli uzman arkadaşlarım da elbette gerekeni yapacaklardır.


Psikoloji ve psikolojik danışmanlık.. Her iki branşında çok değerli olduğunu biliyor bu meslek erbaplarına hatta daha da ileri giderek psikiyatrlara hepimizin gereksinim duyduğumuzu (duyduğumu yazmalıydım) biliyorum. Belki de arayışım bu yüzdendir. Ama ben bir sorunum olduğunda beni anlayabilecek yeterlilikte bir uzman talep ediyorum.

Bunu yaparken de övünüyor muyum gizliden? Hayır bunu alenen yapıyorum galiba.

Yani şimdi ben...

Evet belki de, neden olmasın. Bunu ben bilemem ki, elbette işinin ehli olan uzmanlar bilecek.

Durumum o kadar vahim mi Doktor Hanım? Ölecek miyim?

Ama lütfen vaktinden önce ölmeyelim Olric!

Psikolojik danışmanlık, psikoloji, psikiyatri, sosyoloji, felsefe, eğitim bilimleri, işletme ve pazarlama eğitimi alacağım daha. 40 Yıllık uzatma rica edebilir miyim tanrım?

Av. Ali Ulusoy, 2 Nisan 2006, Ankara

      

EK:

Ek olarak da yorumu yazan sevgili Serap hanımla internetten yazışmamız.  İzniyle yayınlıyorum. Bu görüşme Serap Hanımın yorumu yazdığı günün akşamında MSN üzerinden gerçekleştirildi.

Ali Ulusoy:
merhaba 
Serap:
merhaba
Ali Ulusoy:
nasılsınız ?
Serap:
iyiyim ya siz
Ali Ulusoy:
teşekkürler ben de iyiyim.. bir yazı üzerinde çalışıyordum.
Serap:
ben de ödev yapıyorum aslında
Serap:
çok şey üzerinde çalışıyorsunuz sanırım
Ali Ulusoy:
yazınız için teşekkür ederim.
Serap:
sanırım biraz tepeden inme oldu
Ali Ulusoy:
yok yok... iyi de oldu yeni birşeyler öğrendim
Ali Ulusoy:
haklı da olabilirsiniz 
Ali Ulusoy:
yazdığım yazı onun üzerine
Serap:
yok yok öyle oldu
Ali Ulusoy:
:)
Serap:
:)
Ali Ulusoy:
ama iyi bir uzmana gereksinme gerçekten var
Serap:
cahilliğimize verin
Ali Ulusoy:
dalga geçtiğinize inanmak isterim
Serap:  :)
işin aslı öfkeyle yazılmış şeyler diyelim
Ali Ulusoy:
haklı da olabilirsiniz...pekala...
Serap:
siz yüceltmişsiniz sanırım iyi işler için kullanmışsınız enerjinizi
Ali Ulusoy:
olsun yine de sıkı bir terapiye gereksinim var
Serap:
biz orada biraz biir psikologtan beklentilerinizin gerçekçi olmadığını abartılı olduğunu düşündük
Ali Ulusoy:
ama bu bilimsel bir yazı değildi ki.
Serap:
biliyoruz 
Ali Ulusoy:
ben alçak mühendisim yüksek lisansım yok
Ali Ulusoy:
kitapta yazmadım kitapsızım
Serap:
:)
Ali Ulusoy:
haddimi bilirim... bilmezsem de öğrenirim
Serap:
şey biraz züppelik yapmak istedk sanırım
Serap:
hatta google da iş arıyorduk biz. Sizin başlık 
bizi siteye getirdi, tamamen tesadüfi
Ali Ulusoy:
iş aldınız başınıza ha? kimbilir çalışırsınız bizimle
Serap:
hatta işinizin neler yaptığınızın farkında olmadan maili attık
Serap:
:)
Serap:
kimbilir
Serap:
herşeyde bir hayır vardır
Serap:
diye düşünürüm
Ali Ulusoy:
il?
Serap:
ankara
Serap:
öğrenciyim
Ali Ulusoy:
harika, bitiyor mu okul
Serap:
bitiyo
Ali Ulusoy:
odtü mü
Serap:
hacettepe
Ali Ulusoy:
güzel
Serap:
evet seviyorum okulu
Ali Ulusoy:
güzel... 
Ali Ulusoy:
hacettepe köklü okuldur.
Ali Ulusoy:
gelişim psikolojisi
Ali Ulusoy:
endüstri, klinik, sosyal
Ali Ulusoy:
hangisi hedef?
Ali Ulusoy:
hedef ne mezuniyet sonrası?
Serap:
bir sene ara verip yüksek lisans
Ali Ulusoy:
hangi alan
Serap:
klinik psikoloji
:)
Ali Ulusoy:
tamam oldu işte
Serap:
:)
Serap:
bu yakın bi hedef
Ali Ulusoy:
klinik psikolog lazım bana değil mi
Serap:
:)
Ali Ulusoy:
ya da psikiyatr mı lazım 
Serap:
gerçekten lazım mı
Ali Ulusoy:
psikolojik danışman desem siz onlarla da kavgalısınız
Serap:
yok ya
Serap:
iyi işler yapıyo onlar da
Ali Ulusoy:
yazımda bahsedeceğim onlardan da size yanıt yazım gibi olacak ya
Ali Ulusoy:
ama hoşuma gitti yazınız
Ali Ulusoy:
yanlış anlamayın sakın
Serap:
pervasızcaydı...)
Ali Ulusoy:
istemesem sitede yayınlamazdım
Serap:
cidden yayınladınız mı
Serap:
şaşırdım
Ali Ulusoy:
yok yok insanlar araştıracak ta bulacak
Ali Ulusoy:
tabiki
Serap:
mailinizi de okumadım
Serap:
arkadaşımın adresi o
Serap:
düşüyorum da 
Serap:
problem var nette özür
Ali Ulusoy:
/yorum11/
Serap:
geldim
Ali Ulusoy:
linki yazdım
Serap:
açıkçası siteye koyacağınız aklımıza bile gelmemişti
Serap:
eleştiriye bu derece açık olmak zor bi çok kişi için sanırım
Serap:
olumsuz eleştriye demeliyim belki
Serap:
çok yapıcı olduğu söylenemez
Ali Ulusoy:
yok ben bunu olumsuz almadım yapıcı 
Serap:
sevindim
Ali Ulusoy:
kendimi sorgulamama neden oldu belki de
Ali Ulusoy:
gene öveceğim kendimi ama bir yazı daha yazacağım
Serap:
işe yaradıysa ne mutlu
Serap:
:)
Serap:
neyle ilgili
Serap:
güzelmiş :)
Serap:
bel ki de bizim gözümüzü korkuttu talepleriniz 
Serap:
bizden beklenenler yani
Ali Ulusoy:
olsa fena olmaz ama
Ali Ulusoy:
değil mi
Serap:
belki karizma , 3 dil abartı biraz değil mi
Ali Ulusoy:
şiiri biliyor musunuz peki?
Serap:
ne yazık ki
Serap:
çünkü pek ilgimi çekmiyor
Ali Ulusoy:
üzüldüm şimdi.
Ali Ulusoy:
neyse.. herkes herşeyi beğenmek zorunda değil.
Ali Ulusoy:
/dusunce_atolyesi.htm
Serap:
evet 
Serap:
kitap okurum ama
Ali Ulusoy:
linkinde şiirler var yorumladığım.
Serap:
ne diyeyim
Serap:
sizin ilgi alanınız epey bi geniş
Serap:
tabi yaşam deneyimiyle de ilgili bu
Serap:
bir ara okuyacağım yorumlarınızı
Ali Ulusoy:
dinlersiniz.
Ali Ulusoy:
Serap hocam sizinle yazışmamızdan yararlanarak bir yazı yazmama izin verir misiniz?
Serap:
tabi ki
Ali Ulusoy:
teşekkürler
 

Serap Hanım'a çok teşekkür ederim. Ben acilen psikolog aramaya devam ediyorum.

Av. Ali Ulusoy

2 Nisan 2006, Ankara

aliulusoy@happykids.com.tr
www.happykids.com.tr


Yorumlar - Yorum Yaz


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam31
Toplam Ziyaret26015
Hava Durumu
Anlık
Yarın
4° -3°
Saat